acele

s.
1. 紧急的, 急迫的, 着急办的: \acele hâllerde 在紧急情况下 \acele telgraf 急电 Acele işlerim var. 我有急事。
2. 急躁的, 匆忙的, 仓促的
is.
1. 急事; 紧急, 急迫: Acelem var. Çok bekleyecek miyim? 我有急事, 要等很久吗?Bu işte acelemiz yok. 这事我们不着急。
2. 急躁, 匆忙, 仓促: Acelesinden çantasını almadan gitti. 由于匆忙, 他没拿皮包就走了。Kraliçenin penceresi altında duran bir yüzüğü aceleyle yutmuştum. 我吃东西的时候匆匆忙忙的, 结果把王后窗子下的一只戒指吞进肚子里了。
zf. 迅速地, 及时地, 尽快地, 毫不耽搁地: Acele bir karar vermek ihtiyacındayım. 我必须尽快作出决定。
◇ \acele \acele 很快地, 匆匆地, 急急忙忙地: Kapının önünden birkaç kişi acele acele geçtiler. 有几个人从门前匆匆而过。Bir ihtiyarın elinde bir elektrik feneriyle acele acele sokak kapısından girdiğini gördük. 我们看见一个老人手拿电筒匆匆地从前门进去了。\acele etmek 1) 尽快干, 抓紧做: Acele etmezsen treni kacıracaksın. 你要再不抓紧, 就要赶不上火车了。 2) 着急, 急于: Acele etme, daha vaktimiz çok var. 别着急, 我们还有许多时间。\acele ile 匆忙地, 仓促地, 急急忙忙地, 冒失地, 轻率地: İki dosyaya aceleyle bir göz atıyor. 我草草地把两份文件浏览了一下。\acele itiraz 法́ 即时上诉 \aceleye boğmak 急忙, 匆忙 \aceleye gelmek 匆忙, 轻率, 忙乱: Bu iş aceleye geldi; güzel olmadı. 这件事太着急了, 没有搞好。\aceleye getirmek 利用匆忙之际坑骗: Satıcı aceleye getirerek elmanın çürüklerini vermiş. 小贩趁忙乱之机把烂苹果卖了出去。
◆ Acele bir ağaçtır, meyvası pişmanlıktır (或 nedamettin) . 仓促乃悔恨之源; 匆忙行事必后悔。Acele ile menzil alınmaz. 欲速则不达。Acele işe şeytan karışır. 忙中出错; 越忙越乱。Acele işin sonu pişmanlık. 匆忙行事必后悔。Acele yürüyen yolda kalır. 欲速则不达。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • acele — variant of a seal v. Obs. to seal …   Useful english dictionary

  • acele — sf., Ar. ˁacele 1) Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi 2) zf. Vakit geçirmeden, tez olarak Acele bir karar vermek ihtiyacındayım. P. Safa 3) is. Çabuk davranma Birleşik Sözler acele posta Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller acele etmek acele ile… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ACELE — Accord Centre Européen de Libre Échange. Anciennement = « Groupe de Visegrad », comportant 4 pays : Hongrie, Pologne, Slovaquie, Rép. Tchèque. En décembre 1992, ces 4 pays fondent l ACELE (anglais = CEFTA/Central European Free Trade Agreement)… …   Sigles et Acronymes francais

  • acele — (A.) [ ﻪﻠﺠﻋ ] acele …   Osmanli Türkçesİ sözlüğü

  • acèle — sphacèle …   Dictionnaire des rimes

  • acele — v. a. == seal. RG. 510. See asele …   Oldest English Words

  • ACELE — Çabuk, çabukluk. Bir işi çabuk yapmaya ve çabuk bitirmeye çalışma, ivedilik …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • acele etmek — 1) çabuk davranmak, ivmek Aman, acele etmeli, vakit geçiyor. S. F. Abasıyanık 2) telaş etmek, sabırsızlanmak Acele etme, konuşuruz, sırası var. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • acele yürüyen yolda kalır — iş yaparken acele eden şaşırır, işini bitiremez anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • acele posta — is. Özel ücreti olan ve alıcısına hızlı bir biçimde teslim edilen posta …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • acele ile menzil alınmaz — ivmekle daha çabuk sonuç alınır sanılmamalıdır anlamında kullanılan bir söz …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.